OZON TEDAVİSİ

OZON TEDAVİSİ

Ozon Tedavisi

Atmosferimizde bulunan ve güneşin yakıcı ışıklarının bize süzülerek ulaşmasını sağlayan ozon tabakasını hepimiz biliriz. Bu tabaka ismini üç oksijen atomunun kararsız biçimde birleşmesiyle meydana gelen ozon gazından almaktadır. Bu yönüyle yaşamımız için vazgeçilmez olan ozon gazı günümüzde çeşitli hastalıkların tedavi edilmesi ve cilt gençleştirme amacıyla da kullanılmaktadır. Bu gazın tedavi amaçlı kullanımına ise ozon tedavisi ya da ozon terapisi adı verilmektedir.
Ozon tedavisinin en sık kullanıldığı alanlardan biri anti aging ve cilt sıkılaştırma uygulamaları olmakla birlikte ozon pek çok hastalığın tedavisinde yardımcı yöntem olarak da uygulanabilir. Bu tarz işlemlerde kullanılan gaz medikal ozon olarak adlandırılır ve %5 oranında ozon gazıyla karıştırılmış oksijen şeklinde formüle edilir. Ozon gazının bu küçük miktarı bile pek çok rahatsızlığın iyileşmesi için yeterlidir.


Ozon Terapi Yöntemleri

Ozon terapisi kişinin arzu ettiği tedavi şekli, ihtiyaçları veya rahatsızlığın mevcut olduğu bölgeye göre farklı şekillerde uygulanmaktadır. Bu uygulamaların içinde ozon gazının enjeksiyon ya da serum yoluyla direkt damarlara verilmesi gibi doğrudan ya da buharın içinde verilen az miktarda ozon gazının vücut tarafından emilmesi gibi dolaylı yollar mevcuttur.
Majör Ozon Terapisi: Ozon tedavisinin en yaygın uygulanma biçimi olan bu yöntemde kişinin damarından 50 ila 100 ml arasında bir kan alınır. Özel ve steril bir şişede oksijen ve ozon karışımıyla birleştirilen bu kan birkaç seferde kişiye yeniden enjekte edilir. Enjeksiyon yöntemi koldan veya kalçadan damara yapılır.
Minör Ozon Terapisi: Uygulanışı majör ozon terapisi ile hemen hemen aynı olmakla birlikte bu defa 5 ila 10 ml gibi az miktarda kan iğne ile damardan alınır ve steril bir enjektörün içinde ozonla karıştırılarak damara geri verilir. Bu uygulama da oldukça yaygın olmakla birlikte daha çok belli başlı bir şikayeti olmayıp örneğin soğuk mevsimlerde veya mevsim geçişlerinde bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenlere uygulanmaktadır.


Bölgesel (Lokal) Ozon Terapisi: Genellikle yoğun kas ağrıları ya da krampların çözümü için uygulanan bu yöntemde direkt olarak ağrının hissedildiği kasa ya da kas grubuna enjektörle uygulama yapılır.


Eklemlere Uygulanan Ozon Terapisi: Bölgesel ozon terapisinden farklı olarak bu kez uygulama sorunlu olan eklemlere yapılır. Bu yöntem eklem kireçlenmesi probleminde yaygın olarak kullanılmaktadır.


Torbalama Yöntemi: Vücudun dışarıdan verilen ozon-oksijen karışımını emmesini sağlama şeklinde gerçekleştirilen bir ozon tedavisi yöntemidir. Genellikle el ve ayaklar ozonu geçirmeyen özel torbalarla sarılır. Ardından ozon yavaş yavaş bu torbaların içine verilerek vücudun açılan gözenekler yoluyla ozon gazını emmesi sağlanır.
Ozon Sauna Yöntemi: Özellikle cilt yenileme ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için uygulanan bu yöntem medikal değil kozmetik bir uygulama olarak görülebilir. Günümüzde pek çok kişi tarafından uygulanan ozon sauna yöntemi için yazımızın ilerleyen bölümlerinde ayrı bir başlık açmayı uygun görüyoruz.


Ozon Terapisinin Faydaları

Ozon terapisi; özellikle damardan kişinin kendi kanı kullanılarak yapılan uygulamalarda kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde önemli bir rol oynamaktadır. Aynı zamanda arındırıcı özelliğiyle zararlı bakteri ve virüslere karşı da koruma sağlayarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Ozon tedavisinin bu yönü özellikle bünyesi zayıf olup kış aylarında ve mevsim geçişlerinde grip, nezle, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıkları sık sık yaşayanlar için faydalıdır. Eklem ve kasalara uygulanan ozon bu bölgelerin gevşemesini sağlayarak ağrıların azalmasına ve rahatlamaya yol açacaktır. Özellikle kas kireçlenmesi ve eklem kasılmalarının rahatlatılmasında bu yöntem kullanılabilir.


Ozon tedavisinin anti aging çerçevesinde kullanımı aslında doğrudan yukarıda bahsettiğimiz faydalarıyla ilgilidir. Damardan enjeksiyonla ya da torbalama yoluyla vücuda verilen ozonlu oksijen damar tıkanıklarını giderip kanı temizler, bakteri ve virüslere karşı koruma sağlar. Bu sayede temiz kan vücutta daha kolay ve hızlı biçimde dolaşır. Bu da temiz kandan daha fazla beslenen vücudun sıkılaşıp gençleşmesine, daha dinç ve sağlıklı bir görünüme kavuşmasına neden olur. Cildin sertleşen bölgeleri yumuşayarak daha sağlıklı hale gelir. Üstelik ozon tedavisi sırasında uygulanan gaz kişinin kendini daha zinde ve enerjik hissetmesini sağlayarak yorgunluk, bitkinlik, halsizlik gibi sorunlar üzerinde de etkili olur.
Ozonun beyin işlevleri üzerinde de etkisi büyüktür. Ozon gazıyla yapılan tedaviler beynin hormon üretimini dengeleyerek kimi hafıza problemlerinin giderilmesine yardımcı olur. Psikopatolojik sebeplerden kaynaklanan klinik unutkanlıklarda çözüm olmasa da yaşlılık ya da yorgunluk, stres gibi nedenlerle ortaya çıkan unutkanlığın giderilmesinde etkilidir. Üstelik ozon terapi yöntemi bu özelliğiyle stresli dönemlerde rahatlayıp gevşemede ve depresyonun yardımcı tedavisinde de kullanılabilir. Elbette depresyon gibi ciddi bir problemi olan kişinin çözümü önce uzman bir doktorda araması ve doktorun önerdiği tedaviyi tam anlamıyla uygularken bu tarz yöntemlere destekleyici birer seçenek olarak başvurması gerekmektedir.
İnternette kısa bir araştırma yaptığınızda ozon tedavisinin adının sık sık zayıflama yöntemleriyle birlikte anıldığını görürsünüz. Ancak ozon terapisi direkt olarak kişiyi zayıflatmamaktadır. Yalnızca ozonla yapılan uygulamaların herhangi bir inceltici etkisi de kanıtlanamamıştır. Ancak sağlıklı bir beslenme ve spor programının yanında gerekliyse uygulanan başka yöntemlerle birlikte ozon da destekleyici ve yardımcı bir seçenek olarak tercih edilebilir. Ozon terapisinin damarları temizleme, cildi sıkılaştırma gibi pek çok etkisi zayıflamaya yardımcı olduğu gibi verilen kiloların vücut hatlarına yansıması sürecini de hızlandıracaktır. Ancak belirttiğimiz gibi bu tedaviyi başlıca bir zayıflama yöntemi olarak görmemek ve ozon yöntemiyle görülebilir zayıflama vaat eden merkezlerden uzak durmak gerekir. Eğer ozon terapisini zayıflamaya yardımcı bir yöntem olarak deneyecekseniz sizin için en uygunu ozon sauna uygulamasıdır.


Ozon Sauna Nedir?

Sauna uygulamasının başlı başına zayıflamaya yardımcı bir yöntem olduğunu biliyoruz. Peki, sauna bir deozon tedavisi ile birleşirse kilo verme konusunda ne gibi sonuçlar doğurur, bir de bunu inceleyelim.
Ozon sauna; kişiye özel bir kabinin içinde yaklaşık yarım saat boyunca sauna buharı ile oksijen-ozon karışımı gazın aynı anda verilmesi demektir. Bu sayede kişi hem saunanın terletici, zayıflatıcı ve rahatlatıcı etkisinden, hem de ozon tedavisinin sağlayacağı olumlu etkilerden faydalanır. Üstelik sauna sırasında açılan gözenekler sayesinde gazın vücut tarafından emilimi de çok daha kolay ve etkili olmaktadır. Uzmanlara göre bu yarım saatlik uygulama kişiye yaklaşık 500 kalori yaktırmaktadır. Ancak ozon saunanın etkisi yakılan kalori miktarıyla sınırlı değildir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ozon terapisi vücut üzerinde gençleştirici ve canlandırıcı etkiye sahiptir. Bu terapinin sauna yöntemiyle uygulanması da vücutta bulunan yağ hücrelerini uyararak yağ yakımını arttırmaktadır. Ayrıca bu yöntem metabolizmayı da hızlandırarak yenilen besinlerin daha hızlı yakılmasına ve kişinin gün içinde daha fazla enerji harcamasına yardımcı olur.
Ozon saunanın zayıflama etkisinin yanında harika bir detoks yöntemi olduğunu da söyleyebiliriz. Uygulamada zararlı bileşikler vücuttan terleme yoluyla atılırken vücut damarları temizleyen, bakteri ve virüslerle savaşan ozon gazının yardımıyla tam bir temizliğe tabi tutulmaktadır. Terapiden çıkan kişi daha ilk andan vücudunun hafifleyip canlandığını hissedebilmektedir. Elbette ozon sauna ile vücuda verilen gaz aynı zamanda ileride oluşabilecek bağışıklık sistemi kaynaklı sorunların önüne geçmekte de etkilidir. Özellikle kış başlangıcında ozon saunanın hem vücudun yağlanmasını önlemek, hem de bakteri ve virüs kaynaklı hastalıklardan korunmak amacıyla uygulanması önerilir.


Ozon nedir?

Ozon üç oksijen atomundan oluşan gaz halinde bir moleküldür. Oksijen molekülünün (O2) kararlı haline karşın, ozon (O3), kararsız bir moleküldür. Ozon gazını Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein 1839 yılında keşfetmiştir. Keşfinden sonraki ilk yıllarda dezenfeksiyon amacıyla kullanılmıştır. 1860 yılında Monako şehrinin su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon amacıyla ozon kullanılmaya başlanmıştır. Ozonun bu dezenfekte edici etkisi güçlü okside edici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Sadece virüs ve bakterileri öldürmekle kalmaz tüm mikroorganizmalar ve toksinlerini de okside edebilir.
Ozon oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır (fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir). İsmi Yunanca “koklamak” manasına gelen ozein’den gelir. Çok güçlü okside ve etkili dezenfekte etme özelliği sayesinde, halen dünya çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde yaygın olarak kullanılır.
bulunmaktadır. Şişmanlık, hipertansiyon, tip 2 şeker hastalığı ve metabolik sendrom gibi uzun süreli hastalıklar başta olmak üzere pek çok hastalıkta antioksidan savunma sistemi zayıflamıştır. Ozon tedavisi bu sistemi güçlendirerek zararlı oksijen radikallerinin etkilerini bertaraf etmeye yardımcı olur.
endi kanının ozonlanması ve yine aynı kişiye geri verilmesi işlemidir. Bunun yanında minor otohematerapi kişinin bir miktar kanının ozonlanıp kalçadan kas içine verilmesi işlemi de başta allerjik hastalıklar olmak üzere önemli bir uygulama yöntemidir. Bunun yanında ozon lipoliz, bölgesel uygulamalar, ozonlu saç PRP’si, cilt ve cilt altı uygulamaları da ozonun kullanım alanları arasındadır. Ozonlu yağlar ve kremler son dönemde çok meşhur olmakla birlikte genelde kalitesiz yağlarla yapılmakta ve ozonlama yanlış hesaplanmaktadır. Lütfen ürünleri kullanmadan önce hekiminize danışınız.


TIBBİ (TEDAVİ AMAÇLI) OZON UYGULAMALARI

Ozonun ilk tıbbi kullanımı Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman askerlerinin kangren ve benzeri ciddi yaralanmalarını tedavi eden Dr. Albert Wolff’a dayanır. Bilimsel bir toplantıda ozonun tedavi edici bir ajan olarak gündeme alındığı ilk önemli organizasyon ise 1935 yılında Berlin’de toplanan 59. Alman Cerrahi Birliği (59th Meeting of the German Surgical Society) toplantısı olup, burada Dr. Erwin Payr “Cerrahi’de Ozon Uygulamaları” başlığı altında kendi vakalarından oluşan bir sunum yapmıştır. Bu tarihten sonra 1980’li yıllara kadar, ozon tedavisini münferit olarak uygulayan çeşitli hekimler ve araştırmacılar bulunmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren ise tıbbi amaçla ozon kullanımına yönelik gerek bilimsel çalışmalar, gerekse vaka serileri hızla artmaya başlamıştır. Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Bu karışımda ozon en fazla %5 ve oksijen en az %95 oranında bulunur. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir tıp doktorudur ve hastalığın durumuna göre uygulanacak dozu belirler.


Tedavi Amaçlı Tıbbi Ozon Uygulamasının Temel İlkeleri

Ozon tedavisi belirli bir miktarda oksijen/ozon karışımının vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanmasıdır; bu karışım intravenöz (damar içi), intramuskuler (kas içi), intraartiküler (eklem içi), intraplevral (karın içi), intrarektal (makat içi) ve intradiskal (omurilik disklerinin içine) uygulanabildiği gibi topikal (deri üstüne) de uygulanabilir. Ozon tedavisinin klasik uygulaması haline gelmiş olan yöntem 1974 yılında Wolff tarafından tarif edilmiştir. Bu yöntemde; bir miktar kan (genellikle 100 ml) vücut dışına alınarak, ozona dayanıklı bir şişede 5-10 dakika oksijen/ozon karışımıyla temas ettikten sonra tekrar aynı kişiye geri verilir (ototransfüzyon). Bu uygulama şekli majör otohemoterapi (OHT) olarak adlandırılmaktadır. Bu tarihten günümüze, daha çok Avrupa’da olmak üzere milyonlarca ozon ototransfüzyon tedavisi yapılmıştır.
Ozon reaktif bir molekül olduğu için tıbbi amaçlı kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır: Ozon, hiçbir zaman saf olarak verilmemeli ve belli oranda oksijenle karıştırılarak uygulanmalıdır. Bu karışımda oksijen %95’den az ozon %5’ten fazla olmamalıdır. Normal oda havasının bu karışıma girmesi engellenmelidir. Tüm işlemler sırasında ozona dayanaklı malzemenin (paslanmaz çelik, nötral cam ve teflon) kullanılması gerekmektedir.


Tedavi Amaçlı Tıbbi Ozon Uygulamasının Temel Felsefesi

Ülkemiz hastalıkların tedavisinde temelleri son 50 yılda atılmış “batı tıbbı-ortodoks tıbbı”nı kullanmaktadır. Modern tıp olarak da nitelenen bu tedavi yaklaşımı insan vücudundaki bozuklukları ilaç firmalarının ürettiği “farmakolojik moleküller-ilaçlar” ile ortadan kaldırmaya dayanır. Henüz emekleme aşamasında olan bu tıbbi yaklaşım belirli hastalıkların tedavisinde başarı göstermekle birlikte, özellikle 1980’li yıllardan başlamak üzere felsefesinde büyük hataların olduğu ortaya çıkmıştır. İnsan vücudunu bir bütün olarak kabul etmeyen ve insan vücuduna daima “balık vererek” ancak hiçbir zaman “balık tutmayı öğretmeyerek” hastalıkları tedavi etmeyi kabul eder. Oysa insan vücudu hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek onlarca potansiyele sahiptir.
Örneğin, tıbbın ve teknolojinin baş döndürücü gelişmesine rağmen bugün insan ömrünü uzattığı kabul edilen tek uygulama tıbbi olarak “kalori kısıtlaması” diye ifade edilen “açlık ve az yemek yeme”dir. Hiçbir ilaç (antioksidan, vitamin, mineral) veya sağlıklı yiyecekler (meyve, sebze vb.) insan ömrünü uzatmamaktadır. Kalori kısıtlaması insan vücuduna hiçbir ilaç verilmeden onun kendi potansiyelini aktive eden bir “tedavi” yaklaşımıdır. Benzer bir durum “egzersiz-hareket etme” için de geçerlidir. Bugün yüksek tansiyon, şişmanlık, tip 2 şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları gibi uzun süreli (kronik) hastalıklardan korunmada hiçbir ilaç hareket etme kadar etkili değildir. Kolayca anlaşılacağı gibi bu çok önemli ve hayati yöntemde de insan vücuduna hiçbir ilaç verilmez ancak onun kendi potansiyelinden faydalanılır. Hastalıkların tedavisinde insan vücudunun buna benzer potansiyellerini kullanan tedavi yöntemleri “holistik-bütüncül” tıp olarak kabul edilir.
Ozon tedavisi de insan vücudunun iki güçlü potansiyeli olan “antioksidan” ve “antiinflamatuar” potansiyellerini kullanan ve tüm vücutta bir alarm reaksiyonuna neden olarak vücudu hastalıklar karşısında güçlendiren bir tedavi yöntemidir. Son yirmi yılda yapılan araştırmalar, ozon tedavisinin pek çok yönden insan vücudunun kendi tedavi edici potansiyellerine katkısı olduğunu göstermiştir.


Tedavi Amaçlı Ozon Tedavisinin Kullanım Alanları

Ozon tedavisinin tedavi edici etkilerinden bahsedildiğinde aklımıza öncelikle major otohemoterapi gelmelidir. Bu uygulamada kana karıştırılan ozon/oksijen karışımı moleküller ve hücrelerle hızla reaksiyon girer ve bir takım reaksiyonlar başlatır. Kan yolu ile yapılan bu tedavinin etkileri aşağıdaki gibi özetlenebilir; Kanda oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin ihtiyacı olan dokulara daha fazla oksijen bırakmasına yardımcı olur. Bu sayede her tür zor iyileşen yara, damar tıkanıklığı ve dolaşım bozukluklarından kaynaklanan “yeterli kanlanamama” kaynaklı sorunların çözümünde büyük bir yardımcıdır. Şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları Burger hastalarının özellikle bacaklarındaki dolaşım bozuklukları Damar tıkanıklarından kaynaklanan staz ülseri, yatalak hastalardaki bası ülserleri de ozon tedavisinden büyük yarar görür Bu tür hastalarda dolaşım yetersizliğinden dolayı enfeksiyon-iltihap riski de çok artmıştır. Gerek kan yolu ile ozon uygulamaları gerekse ozonlu su gibi yara üzerine yapılan uygulamalar, mikropların öldürülmesinde büyük avantaj sağlar. Zira tıbbi ozonun iyi bilinen özellikleri arasında bacterisidal (bakteri öldürücü), fungisidal (mantar öldürücü) ve virostatik (virüs çoğalmasını önleyici) özellikleri bulunmaktadır. Bu nedenlerle enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde güvenle kullanılır.
Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır. Yukarıda da ifade edildiği gibi dolaşım bozuklukları ozon tedavisinden büyük yarar görür. Bunun yanında özellikle bayanlarda görülen sellulitler dolaşım bozukluğunun neden olduğu bir cilt rahatsızlığı olduğu için, ozon tedavisinden fayda görürler.
İnsan vücudunun savunma hücreleri olan beyaz kan hücreleri (lökositler)’ni alarma geçirir ve onların hastalıklarla savaşma yeteneklerini artırır. Bu özelliği ile ozon tedavisi, beyaz kan hücreleri üzerinde bir çeşit “aşılama” etkisi oluşturur. Bilindiği gibi aşılar tek bir hastalığa karşı kullanılırlar; bu nedenle “spesifik” (özel-belirli) bir hastalık nedenine yönelik beyaz kan hücrelerini uyarırlar. Ozon tedavisi ise “non-spesifik” (genel) bir uyarıya neden olarak, savunma sistemini alarma geçirir. Bu özelliği ile enfeksiyon hastalıklarından, kalp yetmezliğine kadar çok geniş bir hastalık grubuna karşı tedavi edici etkinlik gösterir. Bu sonuç halk arasında “vücut direncini arttırmak” olarak ifade edilir.
Tekrarlayan ozon tedavisi seansları sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak, vücudun bağışıklık hücreleri sitokin adı verilen özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca bir zincirleme reaksiyona neden olarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.
Kanda bulunan üçüncü grup hücre kan pulcukları da denen trombositlerdir. Bu hücreler hem kan pıhtılaşmasından hem de kan damarlarının iyi çalışmasından sorumludur. Ozon tedavisi bu hücreleri de uyararak onların büyüme faktörleri salgılamasını artırır. Bu sayede “yeni damar oluşumu”, kanlanması bozuk dokuların kanlanmasının artması gibi etkiler ortaya çıkar.


Vücudun Antioksidan Savunma Sistemi

Dünyamızdaki hayat tamamen oksijen varlığına dayalıdır. Bizler yiyecek ve su yokluğunda günlerce yaşayabiliriz ancak oksijen yokluğunda yaşam dakikalar içinde sona erer. Vücudumuz oksijeni yiyecekler gibi depo edemediği için yaşadığımız sürece oksijen almak zorundayız. İlginçtir ki oksijen bu kadar hayati iken, aynı zamanda hastalıklara ve yaşlanmaya neden olan okside edici (zararlı) oksijen radikallerinin oluşmasına da neden olur. Bu nedenle bilim insanları oksijeni “hayati zehir” olarak tanımlarlar. Oksijensiz yapamayız ancak oksijenden üretilen radikallerinden zararlarından da korunmak zorundayız. Bu nedenle vücudumuzda bu radikalleri temizleyen (zararsız hale getiren) bir “anti-oksidan” savunma sistemi vardır. Ozon tedavisi bu koruyucu sistemi güçlü bir şekilde destekleyerek, hem dokuların oksijen kullanma miktarlarını artırmakta hem de ortaya çıkan zararlı oksijen radikallerinin zararsız hale getirilmesine büyük katkıda Ozon tedavisi ile ilgili yıllardır çalışıyoruz. İyi uygulanır, hasta seçiminde dikkatli olunursa ozon tedavisi pekçok hastalıkta yardımcı bir tedavi yöntemi olarak yüz güldürücü sonuçlar verecektir.Şekil; Ozon üç oksijen atomundan oluşan agresif, güçlü reaktif bir moleküldür. Değişik uygulama yöntemleri vardır. Major otohemoterapi kişinin k
 
Kaynak: www.drkorkmaz.com
Ozon ve oksijen ile ilgili araştırmalarımız için bakınız; Dr. Ahmet KORKMAZ ozon ve oksijen araştırmaları




ONLINE RANDEVU

Bekleme sürenizi en aza indirmek için lütfen randevu alınız