SÜLÜK TEDAVİSİ

SÜLÜK TEDAVİSİ

Sülük, bir tatlı su amfibi solucanıdır. Genellikle siyah veya kahve renklidir. Şimdiye kadar 720 sülük cinsi tesbit edilmiştir. Hirudo medicinalis tıbbî uygulamalarda en sık kullanılan sülük cinsidir. Sülüğün ağzında yıldız şeklinde iz bırakan üç adet çene ve bu çenelerin her birinin üzerinde ise yaklaşık 100 minik diş vardır. Ayrıca arka (kuyruk) kısmında sülüğün yapışmasını ve stabilizasyonunu sağlayan bir emme aygıtı daha vardır.

Hirudo medicinalis cinsi sülüğün boyu genellikle 3-6 cm kadardır. 45 cm’ye kadar büyüyebilen sülük cinsleri de vardır. Çapları ise 10-12 mm kadardır. Sülüğün baş bölgesinde ışığa duyarlı 5 çift görme organı vardır. İşitme organı yoktur fakat koku ve tat alma duyusu vardır. Ayrıca sülüklerde basınca karşı duyarlı olan baroreseptörler ve sıcaklığı algılayan termoreseptörler de mevcuttur.

Tıbbî sülüğün tedavi amaçlı kullanımı çok eski çağlara kadar uzanmaktadır. Milattan önce 14. yüzyıldan kalma duvar resimlerinde tıbbî sülük kullanımı tasvir edilmiştir. MÖ 15. yüzyılda Babil yazılı kayıtlarında bu tedavilerden bahsedilmektedir. Osmanlılar tarafından da sülük yaygın olarak tedavide kullanılmıştır. 18. ve 19. yüzyılda Avrupa’da sülük kullanımı çok yaygınlaşmış; 19. yüzyılda sülük nesli Avrupa’da tükenme noktasına gelmiştir. 20. yüzyıl başından itibaren tıpta sülük kullanımına olan rağbet gittikçe azalmaya başlamıştır.
Yapılan çalışmalarda sülük salgısında 106 farklı kimyasal bileşen tespit edilmiştir. Sülüğün tükürük salgısı antikoagulatif, antiagregan ve vazodilatatör bileşenler ihtiva eder. Tıbbî amaçlı kullanılan iki sülük türü vardır: Hirudo medicinalis ve Hirudo verbane. Bunlar arasında üzerinde en çok çalışma yapılan ve tedavide en çok kullanılan cins “Avrupa tıbbî sülüğü” olarak da bilinen Hirudo medicinalisdir. Tıbbî sülüğün antibakteriyel analjezik, antiro- matizmal, antihipertansif, antidepresan, antioksidan, myorelaksan, nörotrofik etkisi gösterilmiştir.


Günümüzde sülük tedavisinin araştırılıp uygulandığı bazı hastalıklar şunlardır:



• Kanser ağrılarının dindirilmesi



• Koagülasyon hastalıkları ve venözstaz hastalıkları



• Plastik ve rekonstriktif cerrahide özellikle uç organ amputasyonu sonrası yapılan implantasyon veya rekonstrüksiyon sonucu gelişen periferik dolaşım bozuklukları ve geniş yüzeyli flep uygulamaları sonrası gelişen venöz staz



• Diz ve diğer eklem osteoartropatileri



• Farklı görüşler olmakla birlikte hematom sonucu oluşan medyan sinir sıkışmaları.



• Migren tedavisi



• İnfektif miyokardit



• Varis tedavisi ve varis ameliyatları sonrası gelişen ödem tedavisi



• Hipertansiyon ve iskemik kalp hastalıklarıEtkinliği bilimsel araştırmalarla ispatlanmamış da olsa tıbbî sülük günümüzde Avrupa, Amerika ve Avustralya’daki birçok merkezde aşağıdaki hastalıklarda sıklıkla kullanılmaktadır



• Göz hastalıkları: Behçet hastalığı, üveit, glokom, makulopati, sarı nokta hastalığı, diyabetik retinopati, retinitispigmentoza ve optik atrofi



• Varis, hemoroit ve venöz kan damarı yetmezlikleri



• Romatoid artrit ve diğer romatizmal hastalıklar



• Artroz ve eklem kireçlenmeleri



• Plastik ve rekonstrüktif cerrahi sonrası oluşan komplikasyonlar



• El cerrahisi ve uzuv kayıpları



• Migren ve gerilim baş ağrıları



• Baş dönmesi, kulak çınlamaları ve menier hastalığı



• Her türlü kas ağrıları, fibromyalji ve huzursuz bacak sendromu



• Boyun fıtığı ve bel fıtığı, tendinit ve tenosinovit



• Dejeneratif sinir sistemi hastalıkları (MS, ALS, Parkinson hastalığı ve felçler)



• Sedef, egzama, ürtiker, kronik deri hastalıkları, mantar hastalıkları ve akne



• Kronik hepatit ve karaciğer hastalıkları • Bağışıklık sistemini güçlendirme• Depresyon• Kronik yorgunluk sendromu



• İşitme kayıpları



• Cilt kırışıklıklarının giderilmesi gibi kozmetik sebepler


Sülüğü insanı tiksindiren bir yaratık olarak değil kandaki pıhtılaşmayı azaltan, oluşan pıhtıyı çözme özelliğine sahip, kan kolesterol ve şeker seviyesini düşüren, inflamasyonu azaltan, ağrı kesici özelliği olan, tansiyonu düşüren, vücuttaki ödemi azaltarak mikrosirkülasyonu iyileştiren şifa kaynaklarından biri olarak görmek daha uygun olsa gerektir.



“Sülük bir şifa kaynağıdır” şeklinde rivayet edilen bir mürsel hadis de çeşitli kaynaklarda zikredilmektedir (Ebu Davud, Merasil s.182; Harbi 3/1217, 1221).



Sülüğün özellikle boyun, çene altı, koltukaltı, kasık gibi ana damarların bulunduğu bölgelere uygulanması tehlikeli olabilir. Göz kapağı çevresi gibi yumuşak cilt bölgeleri, avuç içi, ayak tabanı gibi keratinize bölgelere de sülük uygulanmamalıdır.



Gingivit ve çeşitli diş eti iltihaplarında, servisit ve vajinit gibi hastalıklarda da sülük uygulayanlar vardır. Bu bölgelere sülük uygulanırken uygulama boyunca hasta gözlem altında tutulmazsa riskli olabilir. Sülüğün istenmeyen bölgelere gitmesini önlemek için kuyruk tarafı cerrahi düğümle tespit edilmektedir.



Uygulama sırasında steril şartlarda çalışılmaz, hastalar arasında sülük alışverişi yapılırsa tehlikeli sonuçlar doğabilir. Bu konuda eğitimli olan uygulayıcılar aynı hasta için dahi olsa her uygulamada yeni sülükler kullanmaktadırlar.



Sülük tedavisinin komplikasyonları arasında enfeksiyon, anemi gelişmesi ve kanama sorunları vardır. Sülük tedavisi kanama diyatezi (hemofili gibi) ve aktif kanama odağı olan hastalarda kullanılmamalıdır. Ayrıca ciddi anemisi olanlarda (Hb< 10), cerrahi girişim yapılacak hastalarda, düzenli olarak kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda da kullanılmamalıdır.



Sülüğün gebe ve emziren hastalarda kullanılmasıyla ilgili veri yoktur; bu sebeple bu gruptaki hastalarda da kullanmaktan sakınılmalıdır. Sülüklerin ağız ve barsak florasında Aeromonas hydrophila bulunmaktadır. Aeromonas hydrophila sülük tarafında emilen kanın pıhtılaşmasını önleyen maddeler salmaktadır.



Sülük uygulama insan vücuduna invaziv bir girişim oluğu için bu konuda eğitim almış, tıbbî bilgiye sahip sağlık profesyo- nelleri tarafından uygulanmaması halinde istenmeyen sonuçlar doğabilir.



Sülük salyasında tespit edilen başlıca biyoaktif bileşenler sunlardir.





Hirudin: Antikoagülan



Hementin: Fibrinolitik



Hementerin: Fibrinolitik



Ghilanten: Protrombinaz İnhibitörü



Antistatin: Protrombinaz İnhibitörü



Calin: Trombositagregasyon inhibitörü



Decorsin: Glikopretein IIb-IIIa antagonisti ve trombositagregasyon inhibitörü



Bdellin: Antiplazmin aktive, kanama zamanını uzatır



ONLINE RANDEVU

Bekleme sürenizi en aza indirmek için lütfen randevu alınız